ABD bunu hep yapıyor! ‘Rejim deÄŸiÅŸtirme karnesi’: Darbelerden iÅŸgallere gizli strateji
ABD’nin bu ay başında Venezuela Devlet BaÅŸkanı Nicolás Maduro’yu askeri bir operasyonla alıp götürmesi, ilk bakışta eÅŸi benzeri zor görülen bir ‘kaçırma’ gibi algılansa da Washington için yeni bir ÅŸey deÄŸil. Bu olay, ABD’nin dış müdahale tarihindeki son halkalardan biri; Trump yönetiminin İran’a karşı olası adımları ise Venezüella’nın son örnek olmayacağının ipuçlarını veriyor.

Derleyen: OÄŸuzcan Atış / Milliyet.com.tr – 1823’te ABD BaÅŸkanı James Monroe, Amerika kıtasındaki diÄŸer güçlerin kıtada yaptığı müdahaleleri ABD güvenliÄŸine tehdit olarak gören Monroe Doktrini’ni yayınladı. Bu doktrin ile birlikte ABD çıkarlarının risk altında olduÄŸu durumlarda askeri müdahale fikri doÄŸdu. 1800’lü yıllarda ABD sınırlarını geniÅŸletmek için 2 farklı askeri müdahale yaptı. 1840’lı yıllarda Meksika’dan Teksas alındı. 1890’lı yıllarda ise Hawaii Krallığı ABD’nin bir parçası oldu. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından deÄŸiÅŸen güç dengelerinin ardından bir süper güce dönüşen ABD’nin bu politikası, Amerika kıtasını da aÅŸarak dünya geneline yayıldı. SoÄŸuk SavaÅŸ yıllarında çoÄŸu zaman dolaylı desteklerle kendisine tehdit gördüğü hükümetlere müdahale eden ABD, kimi zaman da doÄŸrudan askeri müdahalelerle bu politikasını sürdürdü. Bunun en net örnekleri ise Vietnam, Somali, Libya ve Irak gibi ülkelerde görüldü.Â

Ancak tüm askeri gücüne rağmen ABD’nin yaptığı bazı müdahaleler başarılı olamadı. Bunun en net örneklerinden birisi de ABD’ye 180 km uzakta olan Küba’da yaşandı. Sosyalist bir yönetim anlayışını benimseyen Fidel Castro, ABD’nin işgal, suikast ve hükümeti devirmeye yönelik tüm eylemlerine rağmen 2008 yılına kadar Küba’yı yönetti. Küba halihazırda mevcut rejim sebebiyle ABD Başkanı Trump’ın hedef aldığı ülkelerden biri olmaya devam ediyor. Bununla birlikte ABD’nin kimi zaman yaptığı müdahaleler beraberinde büyük kaoslar getirdi. Irak ve Afganistan işgalleri sonrasında yaşananlar, tüm dünyayı ilgilendiren krizlere sebep oldu. Middle East Eye, ABD’nin 1950’li yıllardan sonra yaptığı bazı askeri müdahaleleri derledi.
İRAN İLK KEZ HEDEF ALINMIYORÂ
ABD BaÅŸkanı Trump’ın son günlerdeki hedefleri arasında İran öne çıkıyor. Ancak ABD, İran’ı ilk kez hedef almıyor. Takvimler 1953 yılını gösterdiÄŸinde, İran’a yapılan müdahale aslında günümüze gelen sürecin baÅŸlangıcı olarak kabul edilebilecek bir öneme sahip. AÄŸustos 1953’te, İran’ın demokratik olarak seçilmiÅŸ baÅŸbakanı Muhammed Musaddık, ABD ve İngiltere tarafından gizlice düzenlenen bir darbeyle devrildi. Bu müdahalenin sebebi, Musaddık’ın İngiltere kontrolündeki petrol tesislerini kamulaÅŸtırmasıydı.Â
Muhammed Musaddık
İngiltere ve ABD tarafından yapılan operasyonun ilk etabında Musaddık hükümetine yönelik bir dezenformasyon kampanyası yürütüldü. Dini liderlerin evlerine yönelik bombalı saldırıların faili olarak Musaddık hükümetine yakın olan solcu gruplar gösterildi. ABD ve İngiltere, karmaÅŸanın giderek arttığı İran’da ordu içindeki kendine yakın gördüğü yapıları ve sokak olaylarını körükleyen grupları destekledi.Â
İran’da her ÅŸey sona erdiÄŸinde ABD ve İngiltere’nin hükümeti devirme operasyonu baÅŸarıyla sonuçlandı ve Musaddık hükümeti devrildi. Musaddık, vatana ihanetten ev hapsine mahkum edildi ve 1967’de hayatını kaybetti. Darbe sonrasında petrol varlıklarının kamulaÅŸtırma planı iptal edildi ve Åžah Pehlevi, İran’ı 1979’da devrilene kadar Batı yanlısı, tek partili sistemle yönetti. CIA, 2013’te darbedeki rolünü kabul etti; İngiltere ise olaylardaki rolünü hiçbir zaman üstlenmedi.
ORTA VE GÜNEY AMERİKA’YA DEFALARCA MÜDAHALE ETTİÂ
ABD’nin Amerika kıtasında yaptığı son müdahale Venezuela’ya yönelik olsa da Washington’un ‘arka bahçesi’ olarak gördüğü bu bölgeye geçmiÅŸte yaptığı çok sayıda müdahale bulunuyor. Bunlar askeri müdahaleler veya siyasi operasyonlar olarak ayrılıyor. Bunlardan biri de Guatemala’ya yapıldı. 1944’te Guatemala’da ABD yanlısı diktatör Jorge Ubico, demokratik bir ayaklanmayla devrildi. 1954 yılına gelindiÄŸinde, BaÅŸkan Jacobo Arbenz’in art arda yaptığı reformlar ABD’nin dikkatini çekmeye baÅŸladı. Reform dalgası, ABD’li ÅŸirketlerinin çıkarlarını tehdit etmeye baÅŸladığında Washington düğmeye bastı. ABD, kendine yakın bir bölgede sosyalist bir yönetimin varlığını kabul edemezdi. Haziran 1954’te Arbenz, ABD destekli bir darbe sonucu devrildi ve sürgüne gönderildi. Yerine ABD müttefiki general Carlos Castillo Armas geçti ve yabancı yatırımcılara sahip olduÄŸu toprakları ve diÄŸer imtiyazları geri verdi.Â
Amerika kıtasındaki ABD müdahaleleri Guatemala ile sınırlı kalmadı. 1964 yılında ABD’nin desteÄŸiyle Brezilya’da toprak reformu yapan Joao Goulart yönetimi, ordunun desteklenmesi sonucunda darbeyle devrildi. Darbenin ardından General Humberto Castelo Branco, 1985’e kadar Brezilya’yı yöneten askeri diktatörlerin ilki oldu. Bu dönemlerde ABD’nin de desteÄŸiyle Brezilya ekonomisi 1970’lerin baÅŸlarında hızlı bir büyüme yaÅŸadı. Ancak aynı zamanda yüzlerce siyasi muhalifin devlet eliyle öldürüldü ve tahminen 20 bin kiÅŸi iÅŸkenceye maruz kaldı. 2018’de gizliliÄŸi kaldırılan CIA belgelerinde, ABD’nin yaÅŸananlardan haberdar olduÄŸu ortaya çıktı.Â
Salvador Allende yönetimi askeri darbe ile devrilmişti
ABD’nin Güney Amerika’da yaptığı en akılda kalıcı müdahalelerden biri 1973 yılında Åžili’de yaÅŸandı. Åžili Devlet BaÅŸkanı Salvador Allende, Kasım 1970’te iktidara geldi ve kısa süre sonra ABD holdinglerinin hakimiyetinde olan ülkenin bakır endüstrisini kamulaÅŸtırdı. Bu, ABD’nin Åžili’ye müdahale etmesi için yeterli bir hamleydi. Allende’nin bu hamlesinin ardından CIA, ilk olarak ülke içindeki seçimlere etki etmek için milyonlarca dolar harcadı. 11 Eylül 1973’te Åžili ordusunda görev alan CIA destekli subaylar Allende’ye karşı bir darbe giriÅŸiminde bulundu. YaÅŸanan olaylarda Allende’nin de içinde bulunduÄŸu baÅŸkanlık sarayı bombalandı. Her ÅŸey sona erdiÄŸinde Allende çatışmalar sırasında hayatını kaybetmiÅŸ ve onun yerine ülkenin başına Åžili 16 yıl demir yumrukla yönetecek olan General Augusto Pinochet geçmiÅŸti.Â
Orta ve Güney Amerika’ya yapılan müdahaleler bunlarla sınırlı kalmadı. 1983 yılında Küba ile yakınlaşan Grenada işgal edildi ve hükümet devrildi. 1989 yılında benzer bir işgal Panama’da yapıldı. 2004 yılında Haiti’de yaşanan darbede ABD’nin de desteği olduğu iddiaları gündeme geldi. Amerika kıtasına yapılan son müdahale 2026 yılının ilk günlerinde Venezuela’ya yapıldı ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro kaçırılarak yargılanmak üzere ABD’ye götürüldü.
AFGANİSTAN VE IRAK İŞGALLERİ KAOS GETİRDİÂ
ABD’nin yakın tarihte yaptığı ve etkileri hâlâ hissedilmeye devam eden müdahalelerin başındaysa Afganistan ve Irak iÅŸgalleri geliyor. El Kaide terör örgütünün 11 Eylül 2001’de ABD’ye düzenlediÄŸi saldırıların ardından, BaÅŸkan George W. Bush, Afganistan’daki Taliban hükümetinden ülkedeki El Kaide kamplarını kapatmasını ve grubun lideri Usame bin Ladin’i ABD’ye iade etmesini talep etti. Taliban, 1979’dan itibaren Sovyetlerin Afganistan’ı iÅŸgaline karşı ABD tarafından silahlandırılmış bir gruptu ve Afganistan’da idareyi ele almış bir gruptu. Ancak ABD BaÅŸkanının talebi reddedilince ABD, Ekim 2001’de ülkeyi iÅŸgal etti. Afganistan’da 2002’den 2014’e kadar Hamid Karzai baÅŸkanlığında geçici bir hükümet kuruldu ve ülkeye ABD ve NATO üyesi ülkelerin askerleri konuÅŸlandı.Â
ABD askerlerinin BaÄŸdat’taki Firdevs Meydanında bulunan Saddam Hüseyin heykelini devirmesi Irak iÅŸgalinin sembollerinden biri oldu
ABD iÅŸgalinin ardından Taliban silahlı direniÅŸe geçince Afganistan’daki durum daha da derinleÅŸti ve karmaşık hale geldi. 2020 yılında ABD ile Taliban arasında barış anlaÅŸması imzalandı ve ülkede bulunan yabancı askerler Afganistan’dan çekilmeye baÅŸladı. Yabancı güçlerin çekilmesinin ardından Taliban, ülke içinde kısa sürede tekrar hakimiyet saÄŸladı ve halihazırda iktidarda bulunuyor. Afganistan’ın iÅŸgali, Afganlar olmak üzere çeÅŸitli ülkelerin vatandaÅŸları olan binlerce sivil ve askerin ölümüne sebep oldu.Â
ABD’nin son dönemde sonuçları itibariyle en ciddi müdahalelerinden biri Irak’a yönelik oldu. 1991 yılında bir dönem ABD ile yakın iliÅŸkilere sahip olan Irak lideri Saddam Hüseyin, geniÅŸ petrol yataklarına sahip olan Kuveyt’i iÅŸgal edince ABD liderliÄŸindeki koalisyon güçleri tarafından Kuveyt’ten askeri müdahaleyle çıkarıldı. Saddam, bu müdahalenin ardından Irak’ta iktidarda kalmaya devam etti. Ancak 11 Eylül saldırılarının ardından bu durum deÄŸiÅŸti. ABD, Irak’ı El Kaide ile baÄŸlantılı olmakla ve kitle imha silahlarına sahip olmakla suçluyordu. BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in inceleme ekibi ise bu tür silahların varlığına dair hiçbir kanıt bulamadı. Yeteri kadar kanıt bulunamamış olmasına raÄŸmen ABD ve beraberindeki ülkeler 20 Mart 2003’te Irak’ı iÅŸgal etti ve Saddam yönetimi devrildi. Saddam, kısa süre içinde yakalandı ve 2006’da idam edildi. ABD’nin Irak’ı iÅŸgalinin ardından Irak’taki kaos daha da büyüdü. OluÅŸan boÅŸluk ortamında ülkede yeni terör örgütleri ortaya çıktı. ABD, 2011’de resmen Irak’tan çekildi ancak 2014’ün sonlarında DAEÅž terör örgütüyle mücadele etmek için ülkedeki askeri varlığını artırdı. ABD, Irak hükümetini desteklemek amacıyla Irak’ta hâlâ az sayıda asker ve üs bulundurmaya devam ediyor.









