‘Diplomatik aşk tacirinin’ sıra dışı hikâyesi

Şaziye Karlıklı, son kitabında döneminin ünlü genelev patroniçesi “Lüks Nermin”i anlattı.

19.04.2026
‘Diplomatik aşk tacirinin’ sıra dışı hikâyesi

ÜMRAN AVCI –Onunki, ‘Şaziye’ olarak başladığı yoksul bir hayattan Aziz Nesin’e köşe yazdıracak güce evrilen sıra dışı bir hikâye. “Lüks” ünvanını hem kendi giyiminden hem de çalışanları ve çalıştırdığı evlerin tarzından alan Nermin, 1950’li yıllarda Demokrat Parti ile kendi iktidarını kurdu. Siyasetçilerle geliştirdiği derin ilişkiler ağı sayesinde yükseldi. İktidarın en güçlü, en elit ve elbette muhafazakâr görünen adamlarının korumasında gücü arttı. Kadrosuna güzellik kraliçelerini, Yeşilçam yıldızlarını ve ses sanatçılarını kattı. Türkiye’yi ziyaret eden kimi devlet adamları, protokol sınırlarını aşan isteklerde bulunabiliyordu. Nermin, bu sayede kimi devlet başkanlarına verdiği ‘diplomatik hizmet’ ile uluslararası bir figüre dönüştü. “Lüks Nermin”, yalnızca bir genelev patroniçesinin hikâyesi değil, kadın ve çocuk bedeni üzerinden kurulan, siyasetle, diplomasiyle iç içe geçen derin ve karanlık ağın ifşası.

■ Neden radarınıza bu kez Lüks Nermin girdi?

Lüks Nermin, İstanbul’un işgal zamanında tavan yapan fuhuş sektörünün 1950’lerdeki devamlılığının önemli bir simgesi. 1950’lerden 1980’lere kadar aktif patroniçelik yapmış ve birkaç kuşağın hafızasında yer bulmuş. Hikâyesini önemli kılanlardan biri de Varlık Vergisi ve 6-7 Eylül olaylarında sermayenin el değiştirmesinde, onun da nasibine düşeni alması. Diğer bir etken ise, dönemin devlet yönetimiyle kurduğu ilişkiler. Bu Lüks Nermin’i dokunulmaz kılıyor. Lüks Nermin’le iş tutmak isteyen kadınlar ve erkekler de kendilerini güvende hissediyorlar. Polis baskınına uğramayacaklarını bildikleri için dönemin bütün ünlü erkekleri ve kadınları randevularını onun üzerinden düzenliyorlar. Lüks Nermin de bu üst tabaka ile kurduğu ilişkilerle kendisini hem maddi hem de ‘entelektüel’ anlamda geliştiriyor. Dönemin ünlü yazarları, sinemacıları, yani bohem dünya da onun çevresini oluşturuyor. Ama yine de bu güç, Lüks Nermin’i daim kılmıyor ve gün geldiğinde düşüşe geçiyor. Bu anlamda bütün hayatı, diğerlerine benzemez bir hikâye sunuyor bize.

■ Kitapta dönemin siyasi atmosferini de görüyoruz….

Siyaset hem bizde hem de dünyada maalesef erkek egemenliğinin hâkimiyetini bünyesinde her anlamda temsil ediyor. Nasıl bir güç arzusu ise bu, kadın bedenine de sahip olmak konusunda sınır tanımıyor. Oysa, kitapta ismi geçen isimler, para ödemeden, rıza dahilinde birlikte olabilecekleri kadınlara erişebilirler. Epstein dosyalarında da gördüğümüz gibi, fuhuş sektörünü kontrol etmek, bilgi edinmek, artık bir meta olan kadınları rüşvet olarak kullanmak ve muazzam bir para kaynağından pay almak da önemli. Kitapta ayrıca, Demokrat Parti’nin Anadolu’da muhafazakâr, İstanbul ve Ankara’da Amerikan liberalizmi arasında sıkışmışlığını da görüyoruz.

■ Aziz Nesin’in “Lüks Nermin, Kız Kulesi kadar ortada iken ne değişti de ahlak zabıtası kapısına dayandı?” sorusunu size yöneltsem…

Sırtınızı sisteme dayayarak büyümenin sanırım bir sınırı var. O sınırı aşıp da izin verilenden daha fazla büyüdüğünüzde, ‘dur’ deniyor. Lüks Nermin döneminde neredeyse tekel oluşturmuş. Piyasaya yeni girenler yeni ittifaklar kurmaya çalışıyorlar ve Lüks Nermin’i rekabetle aradan çıkarmak zor. Oysa, onu yıllarca cezaevinde tutacak pek çok suçu var. Oradan vurmak daha kolay. Üstüne bir de Endonezya Devlet Başkanı Sukarno’yla yaşanan rezalet eklenince kolay olan mümkün kılınıyor. Lüks Nermin aynı sofrada yiyip içtiklerini karşısında bir anda düşman olarak buluyor. 

‘Beklenen an geliyor’ 

■ Kitaptan ‘devlet büyükleri’nin harem hikâyelerini de öğreniyoruz.

Nermin, cezaevine girerken, ‘krallar bile kral olarak girdikleri yataklarından ertesi sabah herhangi bir hücrede uyanabilirler’ diyor. En tepeden düşmek bu kadar güzel anlatılabilir. Aynısı tam bir yıl sonra onu içeri attıranların başına geliyor. İhtilalle birlikte DP büyükleri cezaevine giriyorlar. Eh işte o zaman Lüks Nermin için beklediği an geliyor. Gerek duruşmalardaki ifadeleri gerekse gazete röportajları ile DP döneminin bütün yatak odası hikâyelerini döküp saçıyor. Ona başka kadınlar da katılıyor. Gönül Yazar, Nesrin Sipahi, Sevim Çağlayan ve diğerleri katıldıkları ‘cümbüş’ diye adlandırdıkları hikâyeler birer birer döküyorlar. Fakat bazı hikâyeler cümbüşlerden beter. Mesela önde gelen bir politikacının 19 yaşındaki bir jimnastikçiyi isteği dışında ‘kapattığı’ ortaya çıkıyor. 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.