Güllerin içinden koşamayanlar
1989 tarihli filmin yeniden çevrimi olan “The Roses/Güller”, orijinal hikâyedeki eşlerin konumunu tersine çeviriyor. Başrollerde Olivia Colman ve Benedict Cumberbatch var.

Müjde Işıl –Evliliğin yabancılaşmaya dönüşmesi, alınan boşanma kararını taraflar için ne kadar çirkefleştirebilir? Warren Adler’in 1981 tarihli romanı “The War of the Roses” işte bu süreci anlatır. 1989’da da sinemaya uyarlanır. Danny DeVito’nun yönetmen olarak imza attığı ilk filmlerden olarak… “Güllerin Savaşı”nda eşleri Michael Douglas ve Kathleen Turner canlandırırken Danny DeVito da erkek tarafının avukatına hayat verir. Rivayete göre eserin ismi, 15. YY’da Orta Çağ’ın sonlarında İngiliz tahtı için mücadele eden York ve Lancaster Hanedanları arasındaki Güller Savaşı’na göndermedir. Ve Almanya’da o kadar büyük bir başarı elde eder ki filmin Almanca ismi olan “Der Rosenkrieg”, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma anlamında kullanılmaya başlanır.
“The War of the Roses/Güllerin Savaşı” şimdi “The Roses/Güller” ismiyle yeniden karşımızda. Yönetmenliğini “Austin Powers” ve “Meet the Parents” gibi komedi serileri, “Trumbo” gibi sağlam biyografiyle tanınan Jay Roach’un üstlendiği yeniden çevrimin senaryosunda, Yorgos Lanthimos için yazdığı iki senaryoyla da (“The Favourite” ve “Poor Things”) Oscar’a aday olmuş Tony McNamara’nın imzası var.
Toksik erkeklik
Orijinal film erkek tarafından bakan bir göze sahipti. Kocanın zıvanadan çıkmasının nedeni, karısının onu gözden çıkarıp boşanmak istemesi ve acımasız davranmasıydı. Çünkü kocasının parlak avukatlık işi için kendi kariyerini feda etmişti ve artık buna tahammül etmek istemiyordu; her ne kadar kocası pozitif bir karakter olsa da. Yeniden çevrimde ise roller değişiyor. Yetenekli mimar Theo, işsiz kalınca ev erkeği oluyor. Ivy ise harika bir şef ve restoranlar zincirinin sahibi. Dolayısıyla boşanmayı isteyen taraf erkek oluyor bu sefer. Tony McNamara’nın senaryosu, evlilikteki erkek-kadın rollerini değiştiriyor ama olumsuz taraftaki yine kadın karakter oluyor. Theo karısının sevdiği işi yapması ve çocuklarının bakımı için kendince elinden geleni yapıyor. Ama Ivy’nin işini büyütmesi, evliliğin gidişatını olumsuz etkiliyor. Yeniden çevrim, kadının çalışmasını öne çıkarıp orijinal filmden daha ilerici olurken kadının bireysel gelişimini, evliliğin negatif tarafına koyarak ilk filmin erkek yanlısı bakış açısını devam ettiriyor.
Orijinal filmin evi paylaşamama kavgası efsanedir. Yeni filmde ev olayına neredeyse filmin sonunda geliniyor ve çiftin kavgasının, ilk filmdeki trajikomikliğinden eser yok. Belli ki evlilikte alışılmış kadın-erkek dinamiklerinin değişmesi üzerinden çatışma kurmak hedeflenmiş ama ev kavgası hikâyenin omurgası olduğu için hayli zayıf ve kısa kalmış. Orijinal filmin sert finalinin de bu sefer olabildiğince yumuşatıldığını görüyoruz.
Filmin senaryosu iki yönüyle derinleştirilmeye çok müsait. İngiliz çiftin ABD’ye geldikten sonra yaşadıkları tezatlıklar ve Theo özelinde toksik erkeklik mizahı, yeniden çevrimin başlıca avantajı. Özellikle Theo’nun ev erkekliğinde yaşadıkları hayli güldürüyor. Ama bunların üzerinden gitmek yerine romantik komedi sularında kalmak tercih edilmiş. Orijinal filmle kıyaslandığında zayıflıkları ortaya çıkıyor ama tek film olarak değerlendirilirse keyifli, eğlenceli bir aile komedisi denebilir.
Kimya değil karakter
Kathleen Turner ve Michael Douglas’ın rollerini devralan Olivia Colman ve Benedict Cumberbatch, ilginç bir ikili olmuş. Turner ve Douglas döneminin güzelliğini/yakışıklılığını temsil eden yıldızlarıydı. İngiliz oyuncular Colman ve Cumberbatch ise alışılmış güzellik/yakışıklılık kalıplarının dışında yetenekler. Dolayısıyla birbirine çok yakışan, kimyası tutan bir çiftten ziyade kendi karakterlerinin çelişkilerini yansıtmayı hedefliyorlar ve bu amaçlarına da ulaşıyorlar.









