İşlerinden izin aldılar, iki çocukla dünya turuna çıktılar! ‘Evimizi, arabamızı ve eşyalarımızı satıp 22 ülke gezdik’

İki çocuklarıyla dünyayı keşfetme hayalini gerçeğe dönüştürmek isteyen Tugba Kurt ve eşi; evlerini, arabalarını ve eşyalarını satarak yola çıktı. İşlerinden izin alıp bir sene önce çıktıkları yolculukta 22 ülke ve 30’dan fazla şehir gezen aile, farklı kültürleri çocuklarıyla birlikte deneyimledi. Tugba, “Para yeniden kazanılabilir, eşyalar yeniden alınabilir ama geçen zamanı geri getirmek mümkün değil” sözleriyle bu kararın ardındaki motivasyonu anlattı.

03.11.2026
İşlerinden izin aldılar, iki çocukla dünya turuna çıktılar! ‘Evimizi, arabamızı ve eşyalarımızı satıp 22 ülke gezdik’

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr –Tugba Kurt, 1992 yılında Bursa’nın İznik ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Bursa’da tamamladı. Üniversite eğitimini Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği Bölümü’nde aldı. Sonrasında kabin memuru olan Tugba’nın, mesleği gereği seyahat etmek, hayatının zaten önemli bir parçasıydı. Eşiyle 2011’de üniversite yıllarında tanıştı. O dönemde kız ve erkek öğrenciler aynı yurdun farklı bloklarında kalıyordu. Eşini ilk kez yurdun bahçesinde gördü. Bir süre sonra sosyal medya üzerinden mesaj attı ve buluşmaya karar verdiler. Çok geçmeden başlayan ilişkileri, zamanla büyük bir aşka dönüştü. O gün başlayan hikâyeleri, bugün iki çocuklarıyla birlikte dünyayı keşfettikleri keyifli bir yolculuğa uzandı. Tugba, bir yıl önce eşiyle birlikte işlerinden izin alarak iki çocuklarıyla dünyayı gezme fikrinin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı:

“Aslında dünyayı gezmek, ikimizin de en büyük hayallerinden biriydi. Ancak bu hayalimizi sürekli erteliyorduk. İkimiz de çalıştığımız için uzun süreli bir seyahate çıkmaya bir türlü fırsat bulamıyorduk. Genellikle yıllık izinlerimizi değerlendirerek Türkiye’nin farklı şehirlerini keşfetmeye çalışıyorduk. İkinci çocuğumuz, yani oğlumuz dünyaya geldiğinde, eşimin oğlumuz iki yaşına gelene kadar ücretsiz izin kullanabileceğini öğrendik. Ben de o sırada doğum iznindeydim. Bir gün, ‘Acaba bu zamanı hayalimizi gerçekleştirmek için değerlendirebilir miyiz?’ diye düşünmeye başladık. Başlangıçta bu yalnızca bir fikirdi. Ardından araştırmaya, plan yapmaya başladık ve zamanla bunun gerçekten mümkün olabileceğini gördük. Sonunda yıllardır ertelediğimiz hayalimizi daha fazla bekletmemeye ve dünyayı ailece keşfetmeye karar verdik. İki çocuğumuzla birlikte 22 ülke ve 30’dan fazla şehir gezdik. Üstelik bu sayıya Türkiye’de gezdiğimiz şehirler dahil değil. Bizim için her ülke ayrı bir deneyim, her şehir ise ailece biriktirdiğimiz yeni bir anı oldu.”

Kızları Lina’nın 4, oğulları Bulut’un 1,5 yaşında olduğunu söyleyen Tugba, “Yolculuğumuza Asya’dan başlamaya karar verdik. En uzak ülkelerden yola çıkarak zamanla Türkiye’ye doğru yaklaşan bir rota oluşturmak istedik. Elbette iki küçük çocukla seyahat ettiğimiz için planlamamızı onların ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak yaptık. Özellikle güvenli, temiz ve çocuklarla rahat hareket edebileceğimiz yerleri tercih etmeye özen gösterdik. Aslında iyi bir planlamayla bu sürecin düşünüldüğü kadar zor olmadığını söyleyebilirim. Tabii ki zaman zaman yorulduğumuz anlar da oldu. Örneğin, bebek arabamız olmasına rağmen bazen iki çocuğumuz da kucağımızdan inmek istemiyordu. Özellikle sıcak ülkelerde uzun süre yürümek zorunda kaldığımızda bu durum bizi biraz zorluyordu. İşin bir de komik tarafı vardı. Çocuklar gezmeye o kadar alışmıştı ki bazen biz yorulup bir gün otelde dinlenmek istediğimizde onlar dışarı çıkmak istiyordu” diyerek kimi zaman çocuklardan çok kendilerinin dinlenmeye ihtiyaçları olduğunu dile getirdi.

‘ÇOCUKLARIMIZIN YAŞAYARAK ÖĞRENMELERİNİ İSTEDİK’

Bu yolculuğun çocuklara kattığı en güzel şeylerin; yeni kültürlerle, dillerle ve farklı yaşam biçimleriyle karşılaşmaları olduğunu anlatan genç kadın, “Özellikle kızım Lina, bu deneyimi çok güzel yaşadı. Farklı ülkelerden gelen, farklı diller konuşan ve farklı kültürlerde yetişen insanlarla tanıştı. Aynı dili konuşmasak bile birbirimizle iletişim kurabileceğimizi öğrendi. Bazen el kol hareketleriyle, bazen de bizim konuşmalarımızı taklit ederek insanlarla iletişim kurmaya çalışıyordu. Zamanla daha özgüvenli ve girişken olduğunu gözlemledik. Farklılıklara daha açık, yeni insanlarla iletişim kurmaya daha istekli bir çocuk hâline geldi. Oğlumuz ise yolculuğa çıktığımızda henüz çok küçüktü. Ancak onun da sürekli yeni yerler görmesi, farklı sesler duyması ve değişik ortamları deneyimlemesi çevresine olan merakını artırdı. Çocukların yalnızca kitaplardan veya ekranlardan değil, bizzat yaşayarak ve deneyimleyerek öğrenmelerinin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu yolculukta öğrendikleri pek çok şeyin onlara hayatları boyunca eşlik edeceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

“Konaklayacağımız otel veya evleri seçerken güvenli bölgelerde bulunmalarına dikkat ettik. Akşamları genellikle geç saatlere kadar dışarıda kalmamaya çalıştık. Beslenme konusunda da düşündüğümüz kadar zorlanmadık. Yolculuğa başladığımızda oğlumuz ek gıdaya henüz yeni geçmişti ve ağırlıklı olarak anne sütüyle besleniyordu. Bunun yanında yoğurt, haşlanmış sebze ve meyve püresi gibi yiyecekler hazırlıyordum. Bazen restoranlardan da onun için sebze haşlamalarını rica ediyorduk. Kızımız ise bizim yediğimiz yemeklerin büyük bölümünü yiyebiliyordu. Yine de alışık olduğumuz yemekleri tercih etmeye ve hijyenine güvendiğimiz restoranlarda yemek yemeye özen gösterdik. Evde konakladığımız zamanlarda ise kendi yemeklerimizi hazırladık. Sağlık konusunda da yola çıkmadan önce hem çocuklarımızın hem de kendimizin doktorlarıyla görüştük. İhtiyaç duyabileceğimiz ilaçları yanımıza aldık ve küçük bir ecza çantasını her zaman yanımızda bulundurduk. Ayrıca olası sağlık sorunlarına karşı tüm dünyayı kapsayan kapsamlı bir seyahat sağlık sigortası yaptırdık.”

‘EVİMİZİ, ARABAMIZI VE EŞYALARIMIZI SATTIK’

Tugba ve eşi, bu yolculuk için oldukça ciddi bir karar aldı. “Bir evimiz ve arabamız vardı. Evimizi, arabamızı ve eşyalarımızı satarak elde ettiğimiz birikimle yola çıkmaya karar verdik” diyen Tugba, “Elbette bu, kolay alınmış bir karar değildi. Sonuçta yıllarca çalışarak sahip olduğumuz her şeyden vazgeçiyorduk. Ancak diğer yandan, uzun zamandır hayalini kurduğumuz hayatı yaşamak için önümüzde önemli bir fırsat vardı. Biz de bu süreçte maddi varlıklarımızı bir süreliğine geride bırakıp ailece geçireceğimiz zamana, birlikte yaşayacağımız deneyimlere ve biriktireceğimiz anılara yatırım yapmayı tercih ettik” diye konuştu.

Seyahat bütçelerinin en büyük bölümünü ulaşım ve konaklamanın oluşturduğunu anlatan Tugba, “Özellikle dört kişilik bir aile olduğumuz için uçak biletleri ve kalacağımız yerlerin maliyeti önemliydi. Bunun dışında yeme içme, market alışverişi ve günlük ihtiyaçlar için yaptığımız harcamalar birçok ülkede Türkiye’dekine benzerdi. Hatta bazı ülkelerde günlük yaşam maliyetleri daha uygun olabiliyordu. Bu nedenle bütçemizi planlarken önceliğimiz her zaman ulaşım ve konaklama giderlerini doğru hesaplamak oldu” bilgilerini paylaştı.

“İşlerimizden izin almamız nedeniyle düzenli bir gelirimizin olmaması başlangıçta düşündürücüydü. Sonuçta alışık olduğumuz çalışma düzenini geride bırakıyorduk. Ancak yolculuğa çıkmadan önce bütçemizi planlamış, elimizdeki birikime göre hareket etmiştik. Bu nedenle seyahat boyunca maddi açıdan ciddi bir sorun yaşamadık. Ayrıca ikimizin de izin sürelerimiz sona erdiğinde işlerimize geri dönebilme hakkımızın bulunması bizim için önemli bir güvenceydi. Bu durum, böyle bir kararı alırken kendimizi daha rahat ve güvende hissetmemizi sağladı.”

‘AİLECEK UNUTAMAYACAĞIMIZ ANILAR BİRİKTİRMEK İSTEDİK’

“Biz bu yolculuğa çıkmaya karar verdiğimizde çevremizden çok fazla eleştiri aldık” diyen Tugba, ‘“İki küçük çocukla perişan olursunuz’, ‘Geleceğinizi riske atıyorsunuz’, ‘Evinizi, arabanızı satmak akıl kârı mı?’ sözlerini pek çok insandan duyduk. Ancak onların gözden kaçırdığı bir şey vardı: Bizim hayalimiz yalnızca dünyayı gezmek değildi. Çocuklarımızla daha fazla vakit geçirmek, onların büyüdüğü yıllara birlikte tanıklık etmek ve ailece unutamayacağımız anılar biriktirmek istiyorduk. Biz evimizi ve arabamızı sattık. Belki ileride yeniden bir evimiz ve arabamız olacak.Yeniden çalışacak, yeniden birikim yapacağız. Ama çocuklarımız bir daha bu yaşta olmayacak. Biz de bir daha bugünkü yaşımıza dönmeyeceğiz” dedi ve hayallerinin peşinden gitmek isteyen ama cesaret edemeyenlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Hayat gerçekten çok kısa ve bu dünyaya yalnızca bir kez geliyoruz. Bu nedenle hayallerimizin peşinden gitmeliyiz. Elbette herkesin şartları ve imkânları farklı. Böyle bir kararın iyi düşünülmesi ve doğru planlanması gerekiyor. Ancak sırf başkaları ne der diye insanın hayallerinden vazgeçmemesi gerektiğine inanıyorum. Bence insanın sahip olduğu en değerli şey zaman. Çünkü para yeniden kazanılabilir, eşyalar yeniden alınabilir ama geçen zamanı geri getirmek mümkün değil. Bir gün geriye dönüp baktığımızda, gerçekleştiremediğimiz hayallerimiz için üzülmek yerine, ‘İyi ki cesaret etmişiz’ diyebilmek istiyoruz. Bugün geriye dönüp baktığımızda ise tüm zorluklarına rağmen gönül rahatlığıyla ‘İyi ki yapmışız’ diyoruz.”

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.