MARKA London’da Tasarım, Kültür Ve Lüks Üzerine

İstanbul’da 25 yılı aşkın süredir düzenlenen MARKA Konferansı, ilk uluslararası buluşmasını Londra’daki Design Museum’da gerçekleştirdi. Es Devlin’den Sebastian Conran’a, Alex Eagle’dan Annie Doble’a uzanan konuşmacı programında yaratıcılık, sürdürülebilirlik, kültürel kimlik ve değişen lüks anlayışı ele alındı.

30.10.2026
MARKA London’da Tasarım, Kültür Ve Lüks Üzerine

Tony Chamber & Ayşegül Yürekli Şengör & Ayşe Şengör Onger

Bir mekânı değerli kılan nedir? Tasarım gündelik hayatımızı nasıl etkiler? Günümüzde lüks ne anlama geliyor? MARKA Konferansı, 13 Ekim 2026’da Londra’daki Design Museum’da gerçekleşen ilk uluslararası buluşmasında bu sorulara odaklandı. STEPEVI’nin Global Partner desteğiyle düzenlenen MARKA London Capsule Edition, sanat, moda, mimari, gastronomi ve iş dünyasından 20’yi aşkın konuşmacıyı bir araya getirdi.

2000 yılından bu yana İstanbul’da düzenlenen konferansın Londra edisyonu, 15 dakikalık söyleşiler etrafında şekillendi. Programın açılışını yapan marka stratejisti BJ Cunningham, değişen yaşam biçimlerinin ve kültürel tercihlerimizin lüks kavramını nasıl dönüştürdüğünü tartışmaya açtı.

Konferansın ilk söyleşisinde sanatçı ve tasarımcı Es Devlin, Design Museum Baş Küratörü Johanna Agerman Ross ile buluştu. Tiyatro, müzik ve kamusal sanat alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Devlin, yaratıcı üretimin insanları bir araya getirme gücüne odaklandı. Tiyatrodan öğrendiği ortak dikkat ve katılım deneyimini müze ve galerilere de taşımak istediğini anlatan sanatçı, izleyicinin sanat eseriyle kurduğu ilişkiye dikkat çekti.

Devlin’in Design Museum’da devam eden Es Devlin: Other Worlds sergisi de konferans programının bir parçasıydı. Katılımcılar, sanatçının farklı disiplinlerdeki üretimlerini bir araya getiren retrospektifi özel bir turla ziyaret etti.


Johanna Agerman Ross & Es Devlin

Tasarımın Duygusal Ve Fiziksel Boyutu
Konferansın dikkat çeken çalışmalarından biri, tekstil sanatçısı Alfhild Külper’in STEPEVI için hazırladığı yerleştirmeydi. Markanın üretiminden arta kalan iplik ve yünleri kullanan sanatçı, Design Museum’un merkez alanında sahneden aşağıya uzanan dokunsal bir kompozisyon oluşturdu. Katılımcılar için tasarladığı, nilüfer yapraklarını andıran minderler de yerleştirmenin bir parçasıydı.

Sanatçı ve tasarımcı Tom Atton Moore ile gerçekleştirdiği söyleşide Külper, tekstilin hafıza, dokunma ve duygularla ilişkisini ele aldı. Çalışmalarında yumuşaklık kavramının fiziksel ve duygusal karşılıklarını araştıran sanatçı, gündelik hayatımızda giderek azalan dokunsal deneyimlere dikkat çekti.

MARKA Konferansı’nın kurucusu ve STEPEVI Kurucu Ortağı ve Başkanı Ayşegül Yürekli Şengör ile STEPEVI Grup Genel Müdürü Ayşe Şengör Onger ise Tony Chambers moderatörlüğündeki Break the Pattern oturumunda zanaatkârlık, kültürel miras ve tasarım arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. Yürekli Şengör, halının Türk kültüründeki yerini şu sözlerle anlattı: “Bizim kültürümüzde halı yalnızca dekoratif bir unsur değildir. İnsanları, hikâyeleri ve anıları bir araya getirir.”


Alfhild Külper

Lüksü Yeniden Düşünmek
Konferansın farklı oturumlarında lüksün günümüzde kazandığı anlamlar tartışıldı. Kreatif direktör Alex Eagle, moda ve iç mekân tasarımındaki deneyimlerinden hareketle lüksü gündelik yaşamın kolaylığı ve kişisel ihtiyaçlar üzerinden değerlendirdi. Eagle’a göre lüks, ihtiyaç duyduğumuz şeylere yakın olmak ve yeni deneyimlere erişebilmekle ilişkili.

Mimar Kent Jackson, sürdürülebilir mimarinin geleceğine odaklandığı konuşmasında mevcut yapıların dönüştürülmesini, karbon depolayabilen malzemeleri ve çevresine katkı sağlayan binaların geliştirilmesini ele aldı. Endüstriyel tasarımcı Sebastian Conran ise yapay zekâ ve robotiğin tasarım süreçlerindeki rolünü tartışırken teknolojinin insan yaşamını destekleyecek biçimde geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Gastronomi ve mekân kültürü de programın önemli başlıkları arasındaydı. Gazeteci ve yazar Dylan Jones, restoranların Londra’nın sosyal tarihindeki yerini anlatırken restoran işletmecisi Jeremy King, yaratıcı bir fikrin açık ve anlaşılır biçimde ifade edilmesinin önemine değindi. İç mimar Shayne Brady ise aydınlatma, ses ve atmosferin bir mekânda geçirdiğimiz zamanı nasıl şekillendirdiğini değerlendirdi.


Es Devlin sergisi

İstanbul’un Yaratıcı Kimliği Londra’da
MARKA’nın doğduğu şehir İstanbul da konferansın gündemindeydi. The Istanbul Effect başlıklı oturumda Madame Malachite’in kurucusu İrem Kınay, sanatçı Seda Gazioğlu ve Lucca ile Cantinery’nin kurucusu Cem Mirap, Caroline Rush moderatörlüğünde bir araya geldi.

İstanbul’un kültürel çeşitliliği, yaratıcı üretim ortamı ve sosyal yaşamının konuşulduğu oturumda, şehrin farklı kimlikleri bir arada barındıran yapısı öne çıktı. İrem Kınay, İstanbul’un yaratıcı etkisini farklılıkların bir arada var olabilmesi ve bu karşılaşmalardan özgün üretimlerin doğması üzerinden tanımladı.


Caroline Rush & İrem Kınay & Seda Gazioğlu & Cem Mirap

Moda ve müzik dünyasının kültürel değişimdeki rolü ise Annie’s Ibiza’nın kurucusu Annie Doble ve DJ Fat Tony’nin katıldığı Who Shapes Culture? oturumunda ele alındı. İkili, bağımsız yaratıcıların ve genç alt kültürlerin desteklenmesinin önemini vurguladı.

İstanbul’dan Londra’ya uzanan Marka Konferansı’nın ilk uluslararası edisyonu, farklı yaratıcı alanların güncel meselelerini ortak bir programda buluşturdu. Tasarımın gündelik yaşam üzerindeki etkisinden kültürel aidiyete, sürdürülebilirlikten yeni üretim biçimlerine uzanan konuşmalar, çağdaş lüksün değişen anlamlarını tartışmaya açtı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.