Mücevherlere Akdeniz Dokunuşu

Kendine has karakteri, yalın poetizmi ve amorf formlarıyla Simuero’yu kurucusu Jorge Ros ve Rocío Gallardo’dan dinliyoruz

05.06.2026
Mücevherlere Akdeniz Dokunuşu

Fotoğraf: Claudia Maurino

Aksesuarlar görünümü tamamlayıcı en güçlü öğelerden biri. Ancak özellikle bu kategoride mücevher dosyası kişisel olarak bende daha büyük bir yer ediniyor. Çocukluğumdan beri iki kulağına farklı küpe takan, bilekliklerini hiç çıkarmayan, yeni yüzükler için ailesine yalvaran biri olarak bu merakım artık bir heyecanın ötesinde büyük bir ilgi alanı.

Mücevherler, anıları üzerinde taşımanın en çabasız fakat anlamlı yollarından biri olarak zihnime kodlanmış durumda. Yeni markalar keşfetmeyi seviyor, globalde kendine yer edinmiş tasarımcılarla konuşmak için büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu tasarım mücevher markalarından biri de Simuero. Amorf formları, yalın ancak aynı zamanda güçlü karakterleri, ayak parmak yüzükleri, nostaljiye duydukları saygı ve her şeyden öte “kişisel” takılar üretme arzuları bana büyük bir ilham veriyor. Ben de bu ilhamı sorularımla bu röportaja kanalize ediyorum ve bunun sonucunda markanın kurucuları Jorge Ros ve Rocío Gallardo’dan Simuero’yu dinliyoruz.



Jorge Ros ve Rocío Gallardo
Fotoğraf: Claudia Maurino

Simuero’nun hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?
Simuero çok doğal bir şekilde ortaya çıktı. Hiçbir zaman oturup “Bir mücevher markası kuralım” diye düşünmedik. Her şey ellerimizle bir şeyler üretme isteğinden ve kişisel olarak eksikliğini hissettiğimiz şeyler etrafında kendi dünyamızı kurma ihtiyacından doğdu.

Başlangıçta her şey oldukça içgüdüsel, el yapımı ve kusurluydu. Öğrenirken üretmeye devam ediyor, Valencia’da parçaları tek tek hazırlıyorduk; neredeyse arkadaşlarımız için tasarladığımız özel objeler gibiydiler. Bence Simuero’nun insanlarla bağ kurmasının nedeni de hiçbir zaman aşırı planlanmış ya da hesaplanmış hissettirmemesiydi.

Markanın arkasında duygu var, mizah var, tutku var ve zanaatkarlık var. Zamanla büyüdü ve gelişti ancak özünde hâlâ aynı fikir yatıyor: yaşayan ve kişisel hissettiren, yıllar boyunca yanında taşımak isteyeceğin küçük hatıralar ya da yadigarlar gibi parçalar yaratmak.

Aksesuarlar kişisel stilinizde nasıl bir yer tutuyor?
Rocío: Benim için aksesuarlar, giyinme sürecinin muhtemelen en kişisel parçası. Kıyafetler ruh halinize göre değişebilir ancak mücevherler kimliğinize çok daha yakın durur. Ben, kullanıldıkça izler taşıyan, sanki sizinle birlikte yolculuk etmiş gibi hissettiren parçaları seviyorum.

Mücevherleri hiçbir zaman çok değerli ya da dokunulmaz nesneler olarak görmedim. Aksine günlük yaşamın bir parçası haline gelmelerini ve zamanla karakter kazanmalarını tercih ediyorum. Ayrıca çok sade bir görünümü, organik ya da duygusal bir hikaye taşıyan bir aksesuarla tamamlamanın yarattığı kontrastı da seviyorum.

Bazen tek bir yüzük ya da kemer bile bir insanın tüm enerjisini ve duruşunu tamamen değiştirebilir.

Simuero

Tüm tasarımlarınızın kendine özgü bir dokusu var. Ham ve amorflar. Tasarımlarınızı yaratırken sizi neler besliyor?
Mükemmel şekilde kontrol altına alınmamış şeylerden ilham alıyoruz. Doğa, aşınmış yüzeyler, erimiş dokular, sahilde bulunan nesneler ya da onlarca yıl kullanılmış eski mücevherler bizi etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Bir şeyin hem duyusal hem de kusurlu hissettirmesini seviyoruz.

Tasarım sürecimizin büyük bir kısmı balmumuyla elle çalışmaya dayanıyor. Bu nedenle üretim sırasında yapılan jestler ve el izleri, nihai parçanın üzerinde görünür kalıyor. Mücevherlerimizin fazla endüstriyel ya da duygusal anlamda aşırı kusursuz görünmesini istemiyoruz.

Teknik açıdan son derece rafine ve özenli bir parça ortaya çıksa bile içinde bir miktar tansiyon, bir iz ya da insani bir dokunuş kalmasını önemsiyoruz. Çünkü bizim için asıl değerli olan, parçanın bu insani karakteri koruması.

Özellikle ayak parmağı yüzükleri koleksiyon içinde dikkat çekiyor. Bu tercih biraz nostalji duygusundan mı besleniyor? Bu parçaları koleksiyona dahil etmeye nasıl karar verdiniz?
Kesinlikle. Ayak parmağı yüzüklerinde çok nostaljik ve oyunbaz bir taraf var. Bize yaz mevsimini, özgürlük hissini, gençliği, seyahat etmeyi ve bütün günü sahilde geçirdiğimiz zamanları hatırlatıyorlar.

Biraz unutulmuş ya da hatta kimi zaman “kitsch” olarak görülebilecek bir parçayı alıp onu daha heykelsi ve sofistike bir şekilde yeniden yorumlama fikrini çok sevdik. Aynı zamanda mücevherin yalnızca alışılmış kullanım alanlarıyla sınırlı kalmamasını da önemsiyoruz. Vücudun farklı noktalarıyla etkileşime giren tasarımlar ilgimizi çekiyor.

Bir ayak parmağı yüzüğü, bir sandaletin duruşunu ya da hatta kişinin hareket etme biçimini bile değiştirebilir. Son derece doğal ama bir o kadar da duyusal bir etki yaratıyor.

Simuero

Aynı zamanda bir “fine jewellery” koleksiyonunuz da var. Bu çağdaş yaklaşım, geleneksel nişan yüzüklerine güzel bir alternatif sunuyor.
“Fine jewellery” alanında bizi ilgilendiren şey, mücevhere yeniden duygu ve bireysellik kazandırmak. Geleneksel nişan mücevherleri bazen oldukça standartlaşmış, hatta onları takan kişilerden kopuk hissedilebiliyor. Biz buna farklı bir şekilde yaklaşmak istedik; daha heykelsi, daha kişisel ve daha az katı bir anlayışla.

Bizim için bir nişan yüzüğü, yalnızca takılması beklenen bir sembol değil, kişinin karakterinin uzantısı gibi hissettirmeli. Müşterilerimizle konuşmaya, onların hikayelerini, ilişkilerini ve duygusal olarak ilgi duydukları şeyleri anlamaya çok zaman ayırıyoruz.

Sonuç olarak ortaya çıkan parça, bu sayede çok daha kişisel ve zamansız bir hal alıyor.

Hayatınızın geri kalanında Simuero’dan yalnızca tek bir parça takabilecek olsaydınız, bu hangisi olurdu? Neden?
Rocío: Muhtemelen bir yüzük olurdu. Yüzüklerin zamanla neredeyse bilinçaltının bir parçası haline geldiğini düşünüyorum; bir süre sonra onları fark etmeyi bırakıyorsunuz ama jestlerinizin ve beden dilinizin doğal bir uzantısına dönüşüyorlar.

Ben, sizinle birlikte yaşlanan ve zaman içinde anılar biriktiren parçaları seviyorum. Muhtemelen oldukça sade ama güçlü bir dokuya sahip bir yüzük seçerdim; sanki onlarca yıl önce bulunmuş ve o günden beri hiç çıkarılmamış küçük bir obje gibi hissettiren bir parça.


Simuero

Gelecekte Simuero’nun başka markalarla işbirliklerini görebilecek miyiz? Bizimle paylaşabileceğiniz küçük ipuçları var mı?
Evet, kesinlikle. Ancak bu tür işbirliklerinin bizim için samimi ve doğal hissettirmesi gerekiyor. Sadece görünürlük kazanmak amacıyla yapılan işbirlikleriyle pek ilgilenmiyoruz. Bizim hoşumuza giden şey, farklı dünyaların ve estetik anlayışların gerçekten birbirleriyle etkileşime girmesi.

Şu sıralar odağımızı, Simuero evrenini mücevherin ötesine taşımaya yöneltmiş durumdayız. Objeler, deri ürünleri ve marka etrafında daha kapsayıcı deneyimler yaratma fikri üzerinde çalışıyoruz.

Bu nedenle gelecekteki işbirlikleri, muhtemelen iki logoyu bir araya getirmekten çok, ortak bir dünya yaratmaya yönelik projeler olarak şekillenecek.

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.