Perdeden tuvale

Ferit Karahan’ın yazıp yönettiği “Cinlerin Düğünü” filmi, ressam Sait Mingü’nün eserine ilham kaynağı oldu.

04.11.2026
Perdeden tuvale

MÜJDE IŞIL İSTANBUL – Dünya prömiyerini Toronto’da, Türkiye prömiyerini Antalya’da yapan “Cinlerin Düğünü” filmi, şimdi de sinema ve resim sanatını buluşturdu. Geleneksel sanat tekniklerini dijital olanaklarla bir araya getiren özgün yaklaşımıyla tanınan Sait Mingü, Ferit Karahan’ın yazıp yönettiği filmin atmosferinden ve anlatısından yola çıkarak kendi sanatsal diliyle yorumladığı “Cinlerin Düğünü” adlı çalışmayı hayata geçirdi. Sanatçının figüratif ve öyküsel anlatımını taşıyan eser, Mingü’nün Nişantaşı’ndaki galerisinde görülebilir.

Sait Mingü: ‘Çok sayıda gönderme var’

Sinema benim için önemli ilham kaynaklarından biri. Sinemanın yarattığı atmosfer, ışık, kadraj ve aktörlerin duygularından besleniyorum. Bir filmdeki yakın plan yüz, bir bakış, ışığın bir karakterin üzerinde yarattığı etki ya da tek başına duran bir figür, hafızamda uzun süre kalabiliyor. Sinema ile resim arasındaki en güçlü ortaklık, ikisinin de görüntü üzerinden çok daha büyük bir hikâye ve duygu dünyası yaratabilmesi. “Cinlerin Düğünü” filminin en güçlü tarafı, derin, insani ve psikolojik bir hikâye anlatması. Ferit Karahan, aile ilişkileri, geçmişin yükü, bastırılmış duygular ve kuşaktan kuşağa aktarılan travmalar gibi oldukça güçlü konuları ele alıyor. Bir ressam olarak filmin atmosfer kurma biçimi, karakterlerin yüzlerinde ve davranışlarında biriken duygularla birlikte söylenmeyenlerin hikâyenin parçası hâline gelmesi ilgimi çekti. Sinemada da resimde olduğu gibi her şeyi açıkça göstermek yerine izleyicinin sezgilerine ve yorumuna alan bırakılmasını değerli buluyorum. Önce beni etkileyen sahnelerden, karakterlerden ve nesnelerden yola çıkarak serbest çizim denemeleri gerçekleştirdim. İlk denemelerimden sonra Demet Özdemir’in oynadığı Ceren karakterini merkeze alıp, filmde kullanılan hem metaforik hem de gerçek nesnelerle birlikte kurguladığım bir esere dönüştürdüm. Mesela filmde gördüğümüz zincirleri ben figürün boynuna kolye olarak çizdim. Böylece hem estetik olarak hem de düşünsel olarak resme ve ilham almış olduğum filmin konusuna sadık kalıp gönderme yapmış oldum. Filmi izlemiş olan izleyicilerin, esere baktıklarında tanıyabilecekleri, hatırlayabilecekleri ve kendi bağlantılarını kurabilecekleri çok sayıda gönderme var. 

Ferit Karahan: ‘Film yeni bir biçim kazandı’

Sait Mingü’nün resimlerini sinematografik buluyorum. Resimleri, çerçevenin dışında süren, tamamını bilmediğimiz bir hayatı düşündürüyor. Renkleri kullanma biçimi de bu etkiyi güçlendiriyor; izleyenin duygusunu yönlendiriyor, bir atmosfer kuruyor. Sait’le aramızdaki en güçlü bağın hafıza olduğunu düşünüyorum. O hatırladıklarını tuvale taşıyor; ben de geçmişin bugünkü hayatımızı nasıl şekillendirdiğine bakıyorum. “Cinlerin Düğünü” farklı zamanların birbirine karışması, hatırlamanın parçalı doğasıyla ilgili. Film, Sait’in kişisel hafızasıyla buluşarak yeni bir biçim kazanıyor. İki sanatın izleyiciyle kurduğu ilişkide de ilginç bir fark var. Sinemada bir görüntünün karşısında ne kadar kalacağımızı yönetmen belirliyor. Resimde bu süre izleyiciye ait; uzaklaşabiliyor, geri dönebiliyor, bir ayrıntıda istediği kadar oyalanabiliyor. Perdede akıp giden bir ânın tuvalde uzun uzun bakılabilecek bir şeye dönüşmesi, bu çalışmanın benim için en çekici yanlarından biri. Küçük bir endişem de var tabii: Sait o kadar iyi bir ressam ki resmi görenler “Filmi izlemeye gerek kalmadı” derse ne yapacağız, bilmiyorum.

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.