‘Satıcının Ölümü’ kapitalizmi sorguluyor

Arthur Miller’ın modern tiyatronun klasiklerinden kabul edilen eseri “Satıcının Ölümü”, büyük bir prodüksiyonla Türkiye’de sahneye taşınırken yalnızca Halit Ergenç, Zerrin Tekindor gibi yıldız isimlerle değil yarattığı tartışmalarla da gündeme geldi.

31.03.2026
‘Satıcının Ölümü’ kapitalizmi sorguluyor

Amerikan rüyasının gölgesinde ezilen bir satış temsilcisi olan Willy Loman’ın hikâyesi üzerinden kapitalist sistemin birey üzerindeki baskısını anlatan oyun, 26 Mart’ta Zorlu PSM’de prömiyer yaptı. Bu büyük ölçekli yapıma dair verilen tartışmaların merkezinde iki başlık öne çıkıyor: Sponsorluk ilişkileri ve bilet fiyatları.

Eşitsizlik var mı?

Oyun özellikle sosyal medyada “kapitalizm eleştirisi yapan bir metnin büyük sermaye tarafından desteklenmesi” üzerinden yoğun eleştirilere yol açtı. Oyunun ana sponsorunun Rönesans Holding olması ise tartışmaların yönünü genişletti. Holding, geçmişte kamu ihaleleri ve Pandora Belgeleri kapsamında vergi cennetlerine para transferi iddialarıyla haberlerde yer almıştı. Bazı isimler bu durumun eserin eleştirel tonunu zayıflattığını savunurken bazıları ise günümüz prodüksiyon koşullarında sponsorluk olmadan bu ölçekte bir tiyatro üretiminin mümkün olmadığını dile getiriyor. Öte yandan bilet fiyatları da ayrı bir tartışma başlığı. Bin 250 TL’lik başlangıç fiyatlarından VIP kategoride 5 bin 500 liraya kadar çıkan ücretler, tiyatronun geniş izleyici kitlesi için erişilebilir olmaktan uzaklaştığı yönünde eleştiriliyor. Mekânın yapısı nedeniyle “kısıtlı görüş” gibi kategorilerin dahi yüksek fiyatlarla satışa sunulması, seyir deneyimi açısından yarattığı eşitsizlik nedeniyle de tartışıldı.

Tüm bu başlıklar oyunun kendisinin de merkezinde yer alan bir çelişkiyi yeniden gündeme taşıyor: “Kapitalizmi eleştiren bir metin, aynı sistemin ekonomik koşulları içinde üretildiğinde nasıl bir anlam kazanır?” Bu soru, yalnızca bu prodüksiyona değil, günümüz sahne sanatlarının genel üretim modeline de yöneltiliyor. “Satıcının Ölümü” etrafında büyüyen tartışma, yalnızca bir oyunun ötesine geçerek, Türkiye’de tiyatronun giderek artan maliyetler karşısında nasıl bir izleyiciye hitap ettiği ve kamusal erişimin ne ölçüde mümkün olduğu sorularını da beraberinde getiriyor.

 

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.