Sedefle yaşadı, billboard yıldızı oldu! 17 yıl sonra gelen dönüşüm: ‘Bu yiyecekleri bıraktım’
Sedef hastalığı çoğu kişi için sadece bir cilt problemi gibi görünür. Ancak ciltte bıraktığı hasar ve sürekli döküntülerle yaşamak oldukça rahatsız edici bir süreç. Sophie Doyle, sedef hastalığıyla ilk kez 16 yaşında tanıştığını söylüyor. Yıllar içindeki değişimi ise birçok kişinin sürecine destek olabilecek türden…


Sophie’nin saç derisinde fark ettiği küçük bir leke, zamanla vücudunun farklı bölgelerine yayılan kronik bir tabloya dönüşüyor. O dönem bunun geçici olduğunu düşündüğünü belirtiyor ancak yıllar içinde bu durumun kalıcı olduğunu kabul etmek zorunda kaldığını ifade ediyor.

Genç yaşta başlayan bu süreç, sadece sağlıkla sınırlı kalmıyor. Doyle, insanların yaptığı yorumların kendisini derinden etkilediğini söylüyor. Bir barda tanımadığı birinin cildiyle ilgili yaptığı yorumun ardından büyük bir utanç yaşadığını ve görünmez olmak istediğini aktarıyor. Bu tür deneyimlerin özgüvenini zedelediğini açıkça dile getiriyor.

Üniversite yıllarında stresin etkisini daha net fark ettiğini belirtiyor. Yoğun dönemlerde sedef ataklarının arttığını söyleyen Doyle, hastalığın sadece fiziksel değil aynı zamanda duygusal durumla da bağlantılı olduğunu vurguluyor. Bu süreçte birçok farklı tedavi denediğini, ancak hiçbirinin kalıcı çözüm sunmadığını ifade ediyor. Steroid kremler, UVB ışık terapisi ve farklı destekler bir süre işe yarasa da etkilerini kaybetmeye başlıyor. Doyle, her işe yarayan yöntemin bir süre sonra etkisini yitirdiğini ve bunun oldukça yorucu bir döngüye dönüştüğünü söylüyor.

2016 yılında Berlin’de yeni bir işe başladığında yaşadığı yoğun stresin, hastalığını ciddi şekilde tetiklediğini belirtiyor. O dönemi hayatının en zor süreçlerinden biri olarak tanımlıyor. Tüm vücuduna yayılan ataklar nedeniyle sosyal hayatını tamamen durdurmuş. Doyle’un kırılma noktası ise yıllar süren klasik tedavilerin ardından geliyor. 13 yıl boyunca kullandığı steroid kremleri bırakma kararı alıyor. Bu sürecin kolay olmadığını, hatta başlangıçta durumunun daha da kötüleştiğini söylüyor. Ancak bu deneyimin kendisini farklı bir yola yönlendirdiğini ifade ediyor.

Ardından beslenme düzenini değiştirdiğini, özellikle rafine şeker, alkol, süt ürünleri ve buğdayı hayatından çıkardığını belirtiyor. Aynı zamanda probiyotikler, egzersiz ve stres yönetimi gibi adımların da sürece dahil olduğunu vurguluyor. Doyle, ruh sağlığına odaklanmanın en az tedavi kadar önemli olduğunu söylüyor. Meditasyon yaptığını, terapiye gittiğini ve kendine daha fazla alan tanımayı öğrendiğini aktarıyor.

Bu sürecin en dikkat çeken noktalarından biri ise görünür olmayı seçmesi oluyor. Doyle, cilt rahatsızlıklarına dikkat çekmeyi amaçlayan bir kampanyaya katıldığını ve fotoğraflarının Londra ve New York’taki dijital billboardlarda yer aldığını söylüyor. Bu deneyimin kendisi için dönüştürücü olduğunu özellikle vurguluyor. “Ekranda kendimi gördüğümde inanamadım” diyen Doyle, bu anın kendisiyle barışmasına yardımcı olduğunu ifade ediyor. Başkalarının ne düşündüğüne daha az önem verdiğini ve bu sayede daha özgür hissettiğini dile getiriyor.

Bugün geldiği noktada hastalığı tamamen geçmiş değil. Hâlâ cildinde lekeler olduğunu açıkça söylüyor. Ancak artık bunu saklamaya çalışmadığını ve hayatını bu durumun etrafında şekillendirmediğini belirtiyor. Sosyal medyada paylaşımlar yaparak benzer deneyimler yaşayan insanlarla bağlantı kuruyor.









