Efsanenin dönüşü
Bale sanatımızın duayeni Meriç Sümen’in yıllar sonra sahneye dönüşü “Prima Ballerina Meriç” belgeseline konu oldu. Altın Portakal’da yarışan film, sanatçının kişisel yolculuğunu Türkiye’de balenin gelişimiyle birlikte anlatıyor.

MÜJDE IŞIL İSTANBUL – Onun için ilklerin sanatçısı diyebiliriz. Rusya’nın dünyaca ünlü Bolşoy Balesi’nde başrol (Giselle) oynayan ilk yabancı prima balerin. Bale alanında T.C. Devlet Sanatçısı unvanını alan ilk ve tek sanatçı. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü görevini üstlenen ilk kadın. Sanat tarihimize damgasını vuran usta sanatçı, balerin, koregraf Meriç Sümen 2007’de emekli oldu. Yaklaşık 18 yıl sonra Kasım 2025’te, 82 yaşında iken “Kuğu Gölü” balesiyle sahneye döndü. 20’li ve 30’lü yaşlarında başdansçı (Odette/Odile) olarak izleyenleri kendine hayran bırakan duayen sanatçı yıllar sonra bu kez kraliçe rolünde sahnedeydi. Bu geri dönüş hikâyesi “Prima Ballerina Meriç” adlı belgesele konu oldu.
Yönetmen Deniz Gürgen Atalay, belgeselde Sümen’in yaşamını ve sanatını, bale tarihindeki eşsiz kariyeri ve yıllar sonra yeniden izleyici karşısına çıkması üzerinden ele alıyor. Filmin araştırma sürecinde Sümen’in kişisel arşivinden ve Nevsâl Baylas’ın Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan “Dansa Âşık Bir Kuğu: Meriç Sümen” adlı kapsamlı çalışmasından yararlanıldı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sahneye koyduğu “Kuğu Gölü” balesinde Sümen’in yer aldığı provalar ve temsil takip edildi. Belgeselde tarihsel arşiv görüntüleri güncel çekimlerle bir araya getirilerek yalnızca geçmişteki başarılar değil, bir sanatçının bedeniyle, belleğiyle ve sahneyle kurduğu ilişkinin zaman içerisindeki dönüşümü ve sanatsal tutkunun zamana meydan okuyan sürekliliği de görünür kılındı.
Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda yer alan “Prima Ballerina Meriç” bugün ve yarın seyirciyle buluşuyor.

Ayşem Sunal (İstanbul Devlet Opera ve Balesi Başkoreografı):‘Elini yeni nesillere uzatmaya devam ediyor’
Meriç Sümen, yalnızca kendi kuşağının değil, kendisinden sonra gelen bütün kuşakların yolunu aydınlatmış, Türk balesinin dünyada tanınmasına öncülük etmiş eşsiz bir sanatçıdır. Bugün İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin başkoreografı olarak görev yaparken, Meriç Sümen’in hâlâ yanımızda olması benim için tarifsiz bir mutluluk ve ayrıcalık. İstanbul’da yaşadığı için temsillerimize gelir, provalarımıza katılır, deneyimlerini ve birikimini genç sanatçılarımızla paylaşır. Yıllar önce benim kuşağıma uzattığı elini bugün de yeni nesillere uzatmaya devam ediyor.

Deniz Gürgen Atalay:‘Benim için büyük ilham kaynağı’Â
Meriç Sümen, Türk bale tarihine damgasını vurmuş, yalnızca olağanüstü sanatçılığıyla değil yetiştirdiği kuşaklarla da bu sanatın gelişimine yön vermiş simgesel bir isim. Bu belgeseli yaparken amacım, onun eşsiz kariyerini ve sanat mirasını gelecek kuşaklara aktarmanın ötesinde, sanata adanmış bir yaşamın insani boyutlarını da keşfetmekti. Kadın sanatçının emeği, bedensel hafıza, yaş alma deneyimi ve sanatsal tutkunun sürekliliği filmin temel meseleleri arasında yer alıyor. Meriç Sümen’in yıllar sonra sahneye dönüşü, bütün bu temaları onun yaşamı üzerinden ele almak için çok güçlü bir anlatı olanağı sundu. Meriç Abla’nın sanata duyduğu sarsılmaz tutku, çalışma disiplini, zarafeti ve yaşam enerjisi benim için büyük bir ilham kaynağı. Onun hikâyesini sinema aracılığıyla anlatabilmek hem sanatsal hem de insani açıdan çok kıymetli bir deneyim oldu.

Meriç Sümen:‘Hayatıma başka bir gözle baktım’
“Prima Ballerina Meriç”, benim bugüne kadar izlediğim belgesellerden çok farklı. Alışılmış biyografik belgesellerin ötesinde, başlı başına sinemasal bir anlatı. Özellikle kurgusundan çok etkilendim. Bir bakıyorsunuz Atatürk Kültür Merkezi’nin sahnesindeyiz, ardından Beyoğlu’nun kalabalık caddelerine çıkıyoruz; oradan çocukluğuma, konservatuvar yıllarıma, Royal Ballet’ye, Bolşoy’a uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz. Bütün bu farklı dönemlerin, mekânların ve anıların bir araya gelişini izlemek benim için çok heyecan vericiydi. Kendi hayatıma, yıllar içinde yaşadıklarıma sanki yeniden, başka bir gözle baktım. Üstelik bu film yalnızca benim sanat yaşamımı anlatmıyor. Aynı zamanda Türk bale tarihine dair çok kıymetli bir tarihsel çalışma olduğunu düşünüyorum. Kendi hikâyemin, ülkemizde bale sanatının gelişimiyle iç içe geçtiğini görmek beni ayrıca duygulandırdı. Böyle bir çalışmanın gelecek kuşaklara kalacak olmasından büyük mutluluk duyuyorum.









