ELLE İlkbahar-Yaz 2026 Ayakkabı Raporu
Alıştığımız klasik kalıplardan ve bildiğimiz stillerden uzaklaşıyoruz. Bu sezon loafer ile topuklu arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor, beklenmedik kesikler yeni dekolteler yaratıyor; karakter sahibi topuklar ise tasarımlara yeni bir yön veriyor. Şeffaf yüzeyler, puantiyeler ve metalik bombardımanından bahsetmiyoruz bile. Ayna ayna söyle bana, hangi ayakkabıyım ilkbahar/yaz 2026 sezonunda?

Hazırlayan: Damla Hasanreisoğlu

Beklenmedik Dekolteler
Ayakkabılarda dekolte artık sadece burunda ya da arkada değil. Bu sezon defilelerinde kesiklerin özellikle parmak uçlarına, ayak kemerine ve yan yüzeylere doğru taşındığını görebiliriz. Valentino’nun zarif topuklularının burun kısmında yer alan kalp şeklindeki küçük kesikler nokta atışlık bir örnek bizden. Prada’nın bu sezon neredeyse tüm modellerinde yan yüzeylerde öne çıkan dekolteler de bunu kanıtlar nitelikte.
Bizim favorimizse esprili diliyle yine ve yine farkını ortaya koyan Moschino’nun “öyleymiş gibi” (ayakkabının ucu açıkmış gibi) kırmızı ojeli parmak baskılı topuklusu. Ya da Maison Margiela’nın loafer’ından açılan parmak manzarası, klasik kalıbı yeniden yorumluyor. Sonuç, hem tanıdık hem de alışılmadık görünen yeni bir ayakkabı dili.

Metalik Tat
Altın ve gümüş tonları bu sezon ayakkabılarda güçlü bir geri dönüş yapıyor. Ilkbahar/ Yaz 2026 podyumlarında metalik yüzeyler sandaletlerden pump’lara, botlardan babetlere kadar pek çok farklı formda karşımıza çıkıyor. Kim Shui ve Rabanne’ın parlak gümüş modelleri modern ve neredeyse fütüristik bir etki yratırken, Roberto Cavalli ve Dries Van Noten koleksiyonlarında altın tonları daha sıcak ve dramatik bir görünüm sunuyor.
Metalik ayakkabılar artık yalnızca gece stilinin parçası değil. Jil Sander ve Alaïa gibi markalar bu parıltıyı minimal siluetlerle birleştirerek gündüz kombinlerine de taşıyor. Gianvito Rossi ve Valentino Garavani’nin ince topuklu modelleri ise metalik dokunun hâlâ güçlü bir akşam seçeneği olduğunu hatırlatıyor. Gümüşün soğuk ışığı ile altının sıcak parıltısı arasında seçim yapmak zor; bu sezon ikisi de aynı anda sahnede!

Sır Topukta
Önceki sezonlarda odak ayakkabının burnunda olurdu. Sivri mi, yuvarlak mı yoksa kare mi tartışmaları çok uzağımızda değil. Bu sezon ise ayakkabının en dikkat çeken kısmı burundan ziyade topuk. Ayakkabının karakterini anlamak için önden bakmak yetmiyor, asıl hikayesi arkada başlıyor.
Ilkbahar/Yaz 2026 koleksiyonlarında tasarımcılar topuğu adeta bir imza detaya dönüştürüyor. Vivetta’nın küçük bir heykel gibi duran balkabağı formundaki topukları, Ferragamo’nun ince ve eğimli topuğu ya da Loewe’nin origami ilhamlı ayakkabısının arkasında saklanan küçük bir sürpriz gibi. Topuklar bazen mimari bir form kazanıyor, bazen de neredeyse bir obje gibi tasarlanıyor. Cult Gaia’nın üzüm formundaki topukları gerçek bir sanat eseri değil de ne? Peki herkesin aklındaki soruyu soruyoruz. Bu topuklar ne kadar rahat? Cevabı sezon verecek.

Gizlimiz Saklımız Yok
Şeffaf olmak ya da olmamak. Işte bütün mesele bu. Bu sezon ayaklarımız saklanmak yerine kendini açıkça gösteriyor. Yıllar önce Kim Kardashian giydiğinde herkes gülmüştü değil mi? Bakın yine yeniden geri geldi o günler! Şeffaf yüzeyler, neredeyse görünmez malzemeler ve cam etkili dokuların dominasyonuna uğradık. Chloé ve Stella McCartney’nin zarif transparan pump’ları, Simone Rocha’nın kristal görünümlü sandaletleri ya da Emporio Armani’nin ince şeffaf çizmeleri ayakkabıyı neredeyse havada duruyormuş gibi gösteriyor.
PVC, vinil ve transparan ağ dokular ayakkabının formunu korurken içindeki ayağı görünür kılıyor. Genel hali ise modern bir etki yaratıyor. Özetle ayakkabı var ama (sanki) yok. Külkedisinin topuklusundan hallice olan bu ayakkabıları denemek için can atıyoruz. Minik bir öneri: Pedikür zamanınızı kaçırmayın!

Nokta Atışı
Dünya için küçük, ayakkabı için “büyük” bir desen: Puantiyeler! Elie Saab’ın platform sandaletlerinden Vetements’ın klasik pump’larına kadar farklı siluetlerde karşımıza çıkan bu mikro grafik, tasarımlara hafif bir retro enerji katıyor. Puantiyenin kontrast renklerle kullanımı dikkat çekse de siyah-beyaz yorumlar hâlâ en güçlü klasiklerden biri. Büyük desenlerin aksine küçük noktalar ayakkabıya daha hafif, daha oyunbaz bir karakter veriyor.
Moda tarihinde puantiyeler her zaman eğlence ve hareket duygusuyla ilişkilendirildi. 1950’lerin feminen elbiselerinden 80’lerin iddialı aksesuarlarına kadar farklı dönemlerde kendine yer bulan bu desen, ayakkabıda kullanıldığında görünümü fazla romantikleştirmeden güçlü bir karakter kazandırıyor.

Kararsızlar Çetesi
Ayakkabılar artık tek bir kategoriye ait olmak istemiyor. Ilkbahar/Yaz 2026 podyumlarında loafer ile topuklu, terlik ile sandalet, hatta spor ayakkabı ile klasik brogue ayakkabı arasında kalan hibrit modeller öne çıkıyor. Lacoste’un topuklu babetleri, Kei Ninomiya’nın atanamamış loafer’ı (çünkü o bir topuklu ayakkabı!) ya da Acne’nin platformlu loafer yorumu bu karar- sızlığın en net göstergeleri.
Bu sezon tasarımcılar ayakkabının kimliğini bilinçli olarak bulanıklaştırıyor. Bütün modeller aynı fikri paylaşıyor aslında: Konfor ve zarafet artık birbirinin karşıtı değil. Bir zamanlar ayrı kategorilerde duran formlar birleşiyor ve ortaya hem tanıdık hem de biraz garip ama kesinlikle daha özgür bir ayakkabı dili çıkıyor.
Bu yazı ELLE Türkiye Nisan sayısından alınmıştır.









