“Renkli Rüyalar Oteli”
Türkiye pazarına yeni giren Flabelus, renklerin ve dokuların ruhunu odağına alıyor.

Markaların hikayelerini dinlemeyi her zaman çok seviyoruz. Yaratılan ürünün dünyasını anlamak, tasarımcıların hayal dünyasını yakından tanımak bizi oldukça heyecanlandırıyor. İspanya’da doğan Flabelus da tam olarak bu noktada radarımıza giriyor. Türkiye’ye yeni giriş yapan markanın renkli dünyasını kurucusu Beatriz de los Mozos’tan dinledik.

Beatriz de los Mozos
Öncelikle Türkiye’ye hoş geldiniz. Beatriz, bize kişisel hikayenden ve Flabelus’un ortaya çıkış sürecinden bahsetmek ister misin?
Teşekkür ederim, burada olmak benim için büyük bir mutluluk.
Dürüst olmak gerekirse bu çok doğal bir süreçti ve aslında herkesin başına gelebilecek bir şeydi, bu yüzden anlatmayı seviyorum. 2019 yazından sonra sırt ağrısı şikayetiyle doktora gittim ve bana tamamen düz ayakkabılar giymeye devam edemeyeceğimi söyledi. Biraz yüksekliği olan, gerçekten rahat, iç tabanı bulunan ve esnek bir yapıya sahip bir ayakkabıya ihtiyacım vardı.
Sorun şuydu: Böyle bir ayakkabı yoktu.
Tam o noktada iki dünyayı bir araya getirdim. Bir yanda, bize çok yakın olan, İspanya’da üretilen geleneksel İspanyol espadril tekniği vardı, ihtiyacım olan konforu ve yapıyı sağlıyordu. Diğer yanda ise her zaman çok sevdiğim ancak fazla düz olduğu için teoride bir daha asla giyemeyeceğim Venedik terliği vardı.
İlk Flabelus böyle doğdu, bu iki fikrin gerçekten işe yarayan tek bir ayakkabıda birleşmesiyle ortaya çıktı.
Flabelus ismi nasıl ortaya çıktı?
İsim oldukça doğal bir şekilde ortaya çıktı. Başlangıçta fikri geliştirirken en yakın iki arkadaşım Flaminia ve Lucrecia’yı da sohbetlere dahil etmiştim. Bir gün, neredeyse bir oyun gibi, Flaminia isimlerimizi karıştırmaya başladı ve “Flabelus” böyle ortaya çıktı. Duyduğumuz anda kulağa doğru geldi. Stratejik bir karar değildi, tamamen sezgiseldi.
İsmin bu kadar kişisel bir yerden gelmesini seviyorum çünkü pek çok açıdan marka da bu şekilde doğdu.
Renkli ayakkabılar, özellikle minimalizmin bu kadar “trend” olduğu günümüzde oldukça alternatif bir seçim gibi görünebilir. Ancak tasarımlar hem dinamik hem de zamansız bir his veriyor.
Ben rengi ve zamansızlığı birbirine zıt kavramlar olarak görmüyorum. Benim için renk, oldukça kültürel ve duygusal bir şey. Sanatta, mimaride ve geleneksel giyimde her zaman vardı. Bu bir trend değil.
Flabelus’ta formlarımız oldukça klasik ve onları kalıcı kılan da bu. Renk ise üzerine kişilik katıyor.
Minimalizm elbette güzel olabilir ama zamansız olmanın tek yolu olduğunu düşünmüyorum. Neşe de zamansız olabilir.
Flabelus’un “altın anı”nın ne olduğunu düşünüyorsun? Asla unutamadığın bir an var mı?
Birçok özel an oldu ama ikisi gerçekten öne çıkıyor. Bunlardan biri çok basit ama çok anlamlı: Sizi tanımayan birinin sokakta sizin ayakkabılarınızı giydiğini görmek. O an, İspanya’da üretilen ve oldukça özel bir teknikle yapılan ürünün artık size ait olmadığını, insanlara ait olduğunu anlıyorsunuz.
Ve bu her olduğunda hâlâ heyecanlanıyorum.
Tek bir belirleyici an seçmem gerekirse bu, fabrikamızın açılışı olurdu. Bu, uzun ve oldukça zorlu bir süreçti, gerçekleşmeyeceğini düşündüğüm pek çok an oldu. Ve sonra bir anda gerçekleşti. Fabrikanın canlı halini görmek, oradaki ekip, tedarikçilerimiz, ailem, herkesin bir arada kutlama yapması çok duygusaldı. Bu hissi kısa vadede tekrar yakalamanın zor olacağını düşünüyorum.
Renkler sadece tasarımlarla sınırlı değil, “flagship” mağazalarınız da canlı ve renkli bir dünya sunuyor. Mimarlık da özel ilgi alanlarından biri mi? İlk “flagship” mağazanızı tasarlarken nasıl bir vizyonun vardı
Evet, benim için mekan çok önemli. Bir mağaza, insanların markanızı gerçekten anladığı yerdir. En başından beri mağazalarımızın geleneksel perakende alanları gibi hissettirmesini istemedim. Daha sıcak, davetkar ve biraz farklı, insanların içinde vakit geçirmekten keyif alacağı yerler olmasını istedim.
Renkler, malzemeler ve dokularla çalışıyoruz ama her zaman doğal bir şekilde. Her mağaza bulunduğu şehre uyum sağlıyor ancak his hep aynı: duygusal ve Flabelus’a çok sadık bir atmosfer.
Flabelus’u yakında neler bekliyor? Yakın zamanda bizi heyecanlandıracak gelişmeler var mı?
Şu anda bir büyüme dönemindeyiz ancak bunu oldukça düşünülmüş ve özenli bir şekilde yapmaya çalışıyoruz. Uluslararası olarak genişliyoruz, özellikle Ortadoğu ve Asya gibi markayla güçlü bir bağ kurduğumuz bölgelerde. Aynı zamanda ürün tarafında da gelişiyoruz, daha premium koleksiyonlar ve yeni kategoriler üzerinde çalışıyoruz. Bunu yaparken her zaman özümüze sadık kalıyoruz: İspanya’da üretim ve kendine has, belirgin bir teknik.
Benim için mesele daha fazla büyümek değil, daha iyi büyümek. Ve en önemlisi, markanın ruhunu kaybetmemek.









