Toprağın direnen kadınları

Elif Uras, Galerist’te açılan yeni sergisi “Ellerinde Toprak”ta kadının geçmişten bugüne uzanan ‘seçilmiş rollerine’ bakıyor. Uras’a özgü seramikler toprağın direnen kadınlarına selam veriyor.

22.09.2025
Toprağın direnen kadınları

Seray Şahinler / İstanbul –Geleneksel Türk çini sanatına çağdaş yorum kazandıran Elif Uras’ın yeni sergisi sanatseverlerle buluştu. Sanatçının kadın emeğini tarihsel ve maddi kültür ekseninde sorgulayan “Ellerinde Toprak” sergisi Galerist’te açıldı. Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin (KTSM) desteğiyle gerçekleşen sergide, sanatçının New York’ta torna ve elde şekillendirme teknikleriyle ürettiği seramik işleri, Osmanlı’dan bu yana Türk çiniciliğinin tarihi merkezi olan İznik’te döküm yöntemiyle ürettiği eserleriyle ilk kez bir araya geliyor.

Elif Uras sergide bir araya gelen işlerinde, kadının geçmişten bugüne uzanan ‘seçilmiş rollerine’ bakıyor. Toprağa bağlı kadınların direnişi anlatan eserler, kadın emeğinin, çağlara yayılan mücadelesini izliyor.

Altın-kadın ilişkisi

Sanatçı eserlerinde kadını ona en çok atfedilen maddelerden biriyle, altınla ilişkilendiriyor. Eserlerde altın bedenlerle karşılık bulan kadınlar, Anadolu’da tarih öncesine uzanan bu belirgin ilişkiyi sembolize ediyor. Anadolu’daki altın geleneğine, cumhuriyet altınlarına, günümüzde kadınların kendilerine has bir ekonomi modeli oluşturdukları altın gününe referans veren eserler, bu değerli madeni ataerkil güçlerin simgesi olmaktan çıkarıyor ve kadınların karşılıksız emeğinin sembolü olarak tasavvur ediyor. Uras’ın kurduğu “Kadınları Meclisi”nde yaldızla boyanmış kadın figürleri, vazoların yüzeylerinde, ev içi emekten tarıma, dokumacılıktan çömlekçiliğe kadar uzanan geleneksel kültürel pratiklerin taşıyıcısı olarak beliriyor. “Zanaat Sarayı”ndan bakan, ütü yapan, kumaş dokuyan, yemek pişiren kadınlar, yaldızlı temsilleriyle kendi kabuklarından çıkıp ‘parlıyor’.

“Ellerinde Toprak”, 8 Kasım’a kadar, pazar günleri hariç her gün Galerist’te ziyaret edilebilir.

Serginin en etkileyici köşesinde Uras’ın Bizans’tan, Roma’dan ve daha da eskiye giderek tarih öncesi idollerden ilhamla  dokunduğu kadınlar izleyiciyi karşılıyor. Tanrıçaları anımsatan bu figürler, kadının bedensel temsillerini, doğurganlığını, fiziki ve bireysel mücadelesini eski çağlardan günümüze taşıyor.

Anadolu, kültürler ve katmanlar arası bir yolculuk demek. Uras’ın işleri de aynı şekilde, katman katman işlenmiş. Sanatçının kadın bedeninden esinlenen vazoları, figüratif ve soyut anlatımları iç içe geçiriyor: İslam sanatının geometrik ritminden esinlenen optik desenler, sanatçının yaşadığı coğrafyaya özgü Neolitik kil figürlerinden ilhamla şekillenen formlar üzerinde dalgalanıyor. Astar, sır, sıraltı boya ve altın yaldız kullanımıyla bu katmanlar birbirleriyle konuşuyor.

Yükte ve pahada ağırÂ

Serginin son odası ise altının sosyoekonomik ve sosyokültürel mazisiyle birleşiyor. Bir sarmal olarak birbirini takip eden 200’e yakın seramik sikke, arkeolojik kazılardan çıkan para temsillerine referans vererek tanrıça benzeri figürler ve emek imgeleri taşıyor. Gittikçe boyutları da büyüyen bu sikkeler, kadının kendine biçilen rolleri ve ona atfedilen eylemleri temsili görsellerle bütünleştiriyor.

 

 

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.