Putin’in derin Rusya’sı
Olivier Assayas imzalı “The Wizard of the Kremlin/Kremlin’in Büyücüsü”, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yükselişini, ülkenin yakın tarihiyle harmanlıyor

MÜJDE IŞIL –Hayattayken politikacıların biyografilerinin yazılması ve çekilmesi, sadece geçmişe değil bugüne de ışık tutuyor. Nereden nereye, kimlerle ve kimler olmadan yapılan siyaset yolculuğu, bireysellikten çıkarak bir toplumun dönüşümünün ya da aslına rücu etmesinin röntgenini çekiyor. Yakın zaman önce ülkemizde de vizyona giren “The Apprentice/Trump’ın Hikâyesi” gibi… Ünlü avukat Roy Cohn’un genç Donald Trump’a akıl hocalığı yapmasını anlatan film, Trump’ı ve Trump Amerika’sını anlamak için bir nevi kılavuzdu. Olivier Assayas’ın merakla beklenen yeni filmi “The Wizard of the Kremlin” de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yükselişini anlatırken ülkenin yakın tarihine ışık tutuyor.
“Kremlin’in Büyücüsü”nde Putin aslında özne değil, sonuç. Assayas belli ki Rus İmparatorluğu’ndan SSCB’ye ve günümüz Rusya’sına uzanan geniş bir tarihsel sürecin, Putin’i doğurduğunu betimliyor. Bunu da doğrudan Putin karakteri üzerinden değil, danışmanını merkeze alarak anlatıyor.

Giuliano da Empoli’nin aynı adlı romanından uyarlanan filmin ana karakteri olan Vadim Baranov gerçek bir kişi değil. Uzun yıllar Putin’in sağ kolu olarak görev yapmış Vladislav Surkov’dan esinlenerek yaratılmış bir karakter. SSCB’nin yıkılması ile birlikte Baranov’un güçlenişini izliyoruz önce. Orwell’ın “1984”üne ve Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”sına ilham kaynağı olan Yevgeni Zamyatin’in “Biz” romanına hayran bir kişilik Baranov. Tiyatroya da meraklı. Oligark Boris Berezovsky’nin ekibine dahil olunca yeni Rusya’nın medyasında çalışmaya başlıyor. Edebiyata ve tiyatroya ilgisi, insanları anlama ve onları yönlendirme yeteneğini büyütüyor. Berezovsky’ye göre Ruslar, Gorbaçov ya da Yeltsin’in yeniliklerinden ziyade Lenin döneminin güçlü Rusya’sını özlüyor. Yeltsin’in sarhoş, kontrol dışı davranışlarından sonra artık dediğim dedik bir liderin başa geçmesi gerektiğine karar veriyor. Bunun için en uygun aday ise ‘emanetçi’ olacağı düşünülen, güvenlik teşkilatının başındaki Putin oluyor.

Emanetçi değil, kalıcı
Putin’in gelişiyle bir noktadan sonra Rus politikasının genetik saati çalışmaya başlıyor. Putin emanetçi değil, kalıcı olmanın peşine düşüyor. Baranov ise yeni düzenle uzlaşmak istemeyen oligarkları tasfiye edip kendi güç çemberini oluşturuyor. Putin ve Baranov ortaklığı, bugünün Rusya’sının temellerini atıyor. Aslında baktığımızda güç el değiştirirken Putin’in, Rusların eskiye özlemini simgeleyen güçlü lider portresini yaşattığını görüyoruz.
Hayli güncel bir politikacıyı ele alması açısından ilgi çekici bir film “Kremlin’in Büyücüsü”. Assayas, mesafeli karakterleri gibi seyirciyle de arasına mesafe koymuş. Örneğin Baranov’un motivasyonun sadece hırs ile açıklanamayacağını hissettiriyor ama yerine başka bir motivasyon koyacak kadar da yaklaştırmıyor seyirciyi karakterine. Bu mesafenin ya da yabancılaşmanın başlıca nedenlerinden biri de dil sorunu. Rusya ve Putin ile ilgili bir filmde herkesin şakır şakır İngilizce konuşması, filmin Batılı gözüyle yapıldığını gözümüze sokuyor. Bu denli kestirme bakış açısı Assayas gibi özgün bir sinemacıyı standartlaştırıyor. Yevgeni Zamyatin’in “Biz”indeki meselelerden uzaklaştıkça uzaklaşıyoruz böylece. Filmin ve uyarlandığı kitabın ismindeki büyücü kelimesi bunu baştan söylüyor aslında. Çarlık Rusya’sında Rasputin neyse yakın dönemin Baranov’u ya da Vladislav Surkov’u da oydu, demeye getiriyor. Bu genelleme yeterli geldiği oranda film de Batılı gözüyle Rusya’yı değerlendirme görevini yerine getirmiş oluyor.
Kendisi zannedebilir
Hayali karakter Vadim Baranov’u Paul Dano başarıyla canlandırıyor. ‘Sakin ve tekinsiz’ sıfatlarını tıpkı bir Rus gibi üzerine giymiş. İki buçuk saatlik filmde ekranda görünme süresi toplamda 15 dakikayı bile bulmayan Jude Law ise harikulade bir Putin oluvermiş. Bir de Rusça konuşsa gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar kusursuz. Putin bu filmi izledi mi, izleyecek mi bilinmez ama Law’ın fiziksel olduğu kadar otoriter ve ürpertici ruh hâlinin kendisiyle benzerliğine şaşıracağı kesin.











